Tanrı Misafirleri

gencersoytemiz

ustunuzum


Archive RSS Theme

  1. yolculuk boyunca onlarca insanin hayatina kisa sureyle de olsa misafir olduk, tanidik, tanistik. ama hepsinden daha cok da bu fotodaki tipi tanidik tabii. “bir insani tanimak istiyorsan onunla yolculuk edeceksin” demisler ya bu bol sıkıntılı bol keyifli yolculugu gayet de 10 numara tamamliyoruz iste. Bugun de dogum gunuymus ustun uzum’un, az sonra izmir otogarinda kutlayacagiz hayirlisiyla. İyi ki de cikmissin benle bu yola, iyi ki de yapmisiz lan bu manyakligi!

Dogum gunun kutlu olsun bro. Gencer. yolculuk boyunca onlarca insanin hayatina kisa sureyle de olsa misafir olduk, tanidik, tanistik. ama hepsinden daha cok da bu fotodaki tipi tanidik tabii. “bir insani tanimak istiyorsan onunla yolculuk edeceksin” demisler ya bu bol sıkıntılı bol keyifli yolculugu gayet de 10 numara tamamliyoruz iste. Bugun de dogum gunuymus ustun uzum’un, az sonra izmir otogarinda kutlayacagiz hayirlisiyla. İyi ki de cikmissin benle bu yola, iyi ki de yapmisiz lan bu manyakligi!

Dogum gunun kutlu olsun bro. Gencer.
    High Resolution

    yolculuk boyunca onlarca insanin hayatina kisa sureyle de olsa misafir olduk, tanidik, tanistik. ama hepsinden daha cok da bu fotodaki tipi tanidik tabii. “bir insani tanimak istiyorsan onunla yolculuk edeceksin” demisler ya bu bol sıkıntılı bol keyifli yolculugu gayet de 10 numara tamamliyoruz iste. Bugun de dogum gunuymus ustun uzum’un, az sonra izmir otogarinda kutlayacagiz hayirlisiyla. İyi ki de cikmissin benle bu yola, iyi ki de yapmisiz lan bu manyakligi!

    Dogum gunun kutlu olsun bro. Gencer.

  2. Bodrum bize iyi bakti. Sicacik donanmis masalarinda, misler gibi donanmis kafali insanlarla kah raki sohbetinde kah gun dogumuna yakin kahvaltilarda flulastirdik derdi tasayi stresi istanbulda tekrar netlestirmek uzere. Biz giderken el salladik bodruma o da hafif flu yine bekleriz dedi.

Eyvallah Bodrum bu sefer basin kalabalikti, daha musait bi vaktinde tekrar misafirin olacagiz. Bodrum bize iyi bakti. Sicacik donanmis masalarinda, misler gibi donanmis kafali insanlarla kah raki sohbetinde kah gun dogumuna yakin kahvaltilarda flulastirdik derdi tasayi stresi istanbulda tekrar netlestirmek uzere. Biz giderken el salladik bodruma o da hafif flu yine bekleriz dedi.

Eyvallah Bodrum bu sefer basin kalabalikti, daha musait bi vaktinde tekrar misafirin olacagiz.
    High Resolution

    Bodrum bize iyi bakti. Sicacik donanmis masalarinda, misler gibi donanmis kafali insanlarla kah raki sohbetinde kah gun dogumuna yakin kahvaltilarda flulastirdik derdi tasayi stresi istanbulda tekrar netlestirmek uzere. Biz giderken el salladik bodruma o da hafif flu yine bekleriz dedi.

    Eyvallah Bodrum bu sefer basin kalabalikti, daha musait bi vaktinde tekrar misafirin olacagiz.

  3. OBE rezidansinda sabah kalkis zor oldu ama degdi. Geceden raki ile baslayip grappa ipe devam eden ikramlar Nuri abinin gelisiyle yerini viskiye birakti. Nuri abi 60larinin sonunda bodruma yerlesmis. Pek cok koyun oldugu yer olmasinda rol oynamis kral bir abimiz. Pembe polo tshirtu ile masaya oturur oturmaz beyaz biyiklari gulus pozisyonundan hic ayrilmadi.

Viskisindeki son yudumu alirken fazla alkollu geceye de noktayi yine o koydu.

"ne para ne mulk,  soyle gece 12 de yemek masasini daha toplamamis komsunun yemek sonrasi sohbetine dahil olamiyorsan, keyiflenip 2 dubleyi paylasamiyorsan hicbirinin 1 gram anlami yok.  Hayatin ne kadar guzel olursa olsun paylasilmiyorsa  ne anlarim ben o hayattan?

Herkes yettigi kadar kazansa, herkes birbirine yeter boylece.”

Sevgiler OBE rezidansinda sabah kalkis zor oldu ama degdi. Geceden raki ile baslayip grappa ipe devam eden ikramlar Nuri abinin gelisiyle yerini viskiye birakti. Nuri abi 60larinin sonunda bodruma yerlesmis. Pek cok koyun oldugu yer olmasinda rol oynamis kral bir abimiz. Pembe polo tshirtu ile masaya oturur oturmaz beyaz biyiklari gulus pozisyonundan hic ayrilmadi.

Viskisindeki son yudumu alirken fazla alkollu geceye de noktayi yine o koydu.

"ne para ne mulk,  soyle gece 12 de yemek masasini daha toplamamis komsunun yemek sonrasi sohbetine dahil olamiyorsan, keyiflenip 2 dubleyi paylasamiyorsan hicbirinin 1 gram anlami yok.  Hayatin ne kadar guzel olursa olsun paylasilmiyorsa  ne anlarim ben o hayattan?

Herkes yettigi kadar kazansa, herkes birbirine yeter boylece.”

Sevgiler
    High Resolution

    OBE rezidansinda sabah kalkis zor oldu ama degdi. Geceden raki ile baslayip grappa ipe devam eden ikramlar Nuri abinin gelisiyle yerini viskiye birakti. Nuri abi 60larinin sonunda bodruma yerlesmis. Pek cok koyun oldugu yer olmasinda rol oynamis kral bir abimiz. Pembe polo tshirtu ile masaya oturur oturmaz beyaz biyiklari gulus pozisyonundan hic ayrilmadi.

    Viskisindeki son yudumu alirken fazla alkollu geceye de noktayi yine o koydu.

    "ne para ne mulk, soyle gece 12 de yemek masasini daha toplamamis komsunun yemek sonrasi sohbetine dahil olamiyorsan, keyiflenip 2 dubleyi paylasamiyorsan hicbirinin 1 gram anlami yok. Hayatin ne kadar guzel olursa olsun paylasilmiyorsa ne anlarim ben o hayattan?

    Herkes yettigi kadar kazansa, herkes birbirine yeter boylece.”

    Sevgiler

  4. Otobüs minibüs cip ve bibiplerin dikkatine

    Bodrum’da harikulade 3 gün, 3 ev, bol sohbet ve güzel denizin ardından (ki bu ayrı bir hikaye ve hakkıyla apayrı bir blog post ile şenlenecektir.) İstanbul’a dönüş vakti gelmiştir.  Ancak tatilcilerin akını ile Viyana’yı aratmayacak bir kuşatma içerisinde bulunan Bodrum’dan tüm çıkışlar tutulmuş durumda. 

    Otobüs, minibüs cip ve bibipleriyle Bodrum tatilinden dönmekte olanlar ile beraber biz de dönüş yolumuza başlıyoruz. Bodrum’da ya da dönüş yolunda olup aracında bizi tanrı misafiri etmek isteyen kişilere 1 avuç fındık, yol boyu güzel hikayeler ve dünyanın en çirkin çakmağını sunuyoruz. İşte olay çakmaktan şok görüntüler.

  5. bu bir ev sahibi blogudur

    allah diyen karl max! sirinler direk komunist manifesto. “eger siz de uslu bir cocuk olursaniz sirinleri gorebilirsiniz” o an sirine ve 20 tane erkek sirini fark ediyorsun, ohooo sirine orda direk marka kesiyor. Ve hepsinin basinda sirin baba var ki tam bi engel. #anlikmuhabbetler

  6. Enkaz Turizmi

    Bodrum Gümbet’te yeni bir tür Turizm türetilmiş. Bir gelir kapısı olarak ne kadar işlevsel bilemesem de Winston Churchill’in torunları sorunları varmış gibi durmuyor.

    Sabah civar inşaatlarda enkaz kaldıran yağız Gümbet delikanlıları ve inşaat çalışanları gün boyu yaptıkları ağır işin ardından gece 4’e kadar dinleniyorlar. O sırada Gümbet’in kareoke bar’larında I’m a Barbie Girl, Letz go to Ibıza gibi 12 yıllık şarkılarla anlaşılmaz biçimde eğlenen Winston Churchill’in torunları saat 5’e doğru müesseselerin cevval satış elemanları tarafından vazo vazo içkiye boğularak enkaz hale geliyorlar.

    Sabah inşaattan enkazı kaldıran görev aşkı ve sorumluluk duyguları gelişkin inşaat çalışanları ise gece 5 sularında yoldan aldıkları bir adet gül ile tekrar iş başı yapıyorlar. O görev aşkıyla bu sefer gidip barlardaki enkazı bir adet gül ile kaldırıp ertesi sabaha tüm Gümbet’i temiz ve bu döngünün tekrar başlaması ve Turizm’in devam edebilmesi için hazır ve nazır hale getiriyorlar.

    Hoş.

  7. Yemek sonrası bi doz da bitez dondurmasıyla ev sahipliğini muazzam yerine getiren Seren gece için bizi Aydın’a teslim edince bar turuna başladık. Körfez kalabalığıyla tad vermeyince tekilacılara yöneldik. Tekilacılar Sokağı küçük değil büyük Nevizade. Dayanılacak hiç bi yanı olmayan sokaktan geçip giderken kaç farklı türde kaç farklı müzik duyduk, insanlar ne dinliyip ne anlıyor hiç bi fikrim yok ama Bodrum’a gelip de orada aradığı huzuru yakalayanlara mutluluklar.
Merkezde aradığımızı bulamayınca nereye gideceğimizi bilmeden büyük dolmuş istasyonuna gidip, dolmuş beğenmeye çalıştık. “Gümbet Gümbet!” diye gelen çağrıya cevapm verip atladık Gümbet’e geldik. İngilizleri doğal yaşam alanlarında keşfetme deneyimi için bile Gümbet’e gelinirmiş. Masa tepelerinde büyük coşkuyla kıvrıla kıvrıla eğlenen turistler karşı kaldırımda dikilen meraklı gözler için de büyük seyir zevki veriyor gibiydi. Sahil kenarında gecenin o vakti hayat belirtisi olmadığından biz de eğlence kompleksine dönüp bi karaoke barda gözlemlere devam ettik. Zamanlamamız harika olmuş olacak ki “I’m a Barbie Girl, in the Barbie world” le karaoke dünyasına da adımımızı attık.
Geceyi Aydın’ın anne-baba-anneannesinin evinde balkonda bitirirken hala buralarda keyifle oturabildiğimize kadeh kaldırarak sonlandırdık. Tanrı misafirleri bir gün bir geceyi daha huzurla noktaladı. Şimdi tek akılda kalan kabak çiçeği dolması, o da inşallah yeni güne nasip olacak. Gencer. Yemek sonrası bi doz da bitez dondurmasıyla ev sahipliğini muazzam yerine getiren Seren gece için bizi Aydın’a teslim edince bar turuna başladık. Körfez kalabalığıyla tad vermeyince tekilacılara yöneldik. Tekilacılar Sokağı küçük değil büyük Nevizade. Dayanılacak hiç bi yanı olmayan sokaktan geçip giderken kaç farklı türde kaç farklı müzik duyduk, insanlar ne dinliyip ne anlıyor hiç bi fikrim yok ama Bodrum’a gelip de orada aradığı huzuru yakalayanlara mutluluklar.
Merkezde aradığımızı bulamayınca nereye gideceğimizi bilmeden büyük dolmuş istasyonuna gidip, dolmuş beğenmeye çalıştık. “Gümbet Gümbet!” diye gelen çağrıya cevapm verip atladık Gümbet’e geldik. İngilizleri doğal yaşam alanlarında keşfetme deneyimi için bile Gümbet’e gelinirmiş. Masa tepelerinde büyük coşkuyla kıvrıla kıvrıla eğlenen turistler karşı kaldırımda dikilen meraklı gözler için de büyük seyir zevki veriyor gibiydi. Sahil kenarında gecenin o vakti hayat belirtisi olmadığından biz de eğlence kompleksine dönüp bi karaoke barda gözlemlere devam ettik. Zamanlamamız harika olmuş olacak ki “I’m a Barbie Girl, in the Barbie world” le karaoke dünyasına da adımımızı attık.
Geceyi Aydın’ın anne-baba-anneannesinin evinde balkonda bitirirken hala buralarda keyifle oturabildiğimize kadeh kaldırarak sonlandırdık. Tanrı misafirleri bir gün bir geceyi daha huzurla noktaladı. Şimdi tek akılda kalan kabak çiçeği dolması, o da inşallah yeni güne nasip olacak. Gencer.
    High Resolution

    Yemek sonrası bi doz da bitez dondurmasıyla ev sahipliğini muazzam yerine getiren Seren gece için bizi Aydın’a teslim edince bar turuna başladık. Körfez kalabalığıyla tad vermeyince tekilacılara yöneldik. Tekilacılar Sokağı küçük değil büyük Nevizade. Dayanılacak hiç bi yanı olmayan sokaktan geçip giderken kaç farklı türde kaç farklı müzik duyduk, insanlar ne dinliyip ne anlıyor hiç bi fikrim yok ama Bodrum’a gelip de orada aradığı huzuru yakalayanlara mutluluklar.

    Merkezde aradığımızı bulamayınca nereye gideceğimizi bilmeden büyük dolmuş istasyonuna gidip, dolmuş beğenmeye çalıştık. “Gümbet Gümbet!” diye gelen çağrıya cevapm verip atladık Gümbet’e geldik. İngilizleri doğal yaşam alanlarında keşfetme deneyimi için bile Gümbet’e gelinirmiş. Masa tepelerinde büyük coşkuyla kıvrıla kıvrıla eğlenen turistler karşı kaldırımda dikilen meraklı gözler için de büyük seyir zevki veriyor gibiydi. Sahil kenarında gecenin o vakti hayat belirtisi olmadığından biz de eğlence kompleksine dönüp bi karaoke barda gözlemlere devam ettik. Zamanlamamız harika olmuş olacak ki “I’m a Barbie Girl, in the Barbie world” le karaoke dünyasına da adımımızı attık.

    Geceyi Aydın’ın anne-baba-anneannesinin evinde balkonda bitirirken hala buralarda keyifle oturabildiğimize kadeh kaldırarak sonlandırdık. Tanrı misafirleri bir gün bir geceyi daha huzurla noktaladı. Şimdi tek akılda kalan kabak çiçeği dolması, o da inşallah yeni güne nasip olacak. Gencer.

  8. Bodrum dinlenme tesislerinde ilk gece nasıl geçti çok hatırlayamıyorum. İzmir’den çıkıp 7 araç ve bol bol yol kenarı beklemesiyle geçen yolculuk sonunda Bodrum merkeze vardığımızda dayanılmaz kalabalığa boş gözlerle baka kaldık. Gümüşlük’ten koşa koşa gelen Seren olmasa adaptasyon sorunumuz büyük olacaktı. Sebzeli döner, Körfez Bar derken yavaştan ısındık allahtan da saldık kendimizi deniz kenarında bi kaç masa sandalyeye.

    2. günde Zeki Müren’e de selam edip vardığımız İçmeler’de deniz gayet iyi geldi uyuşuk bünyelere. Akşam ise Bodruum (özellikle baktım böyle yazmışlar) Trata Meyhanesi’nde her şey tek tek harikaydı.

    Gün boyu sabırsızlanıp durduğumuz çimçim küçük karideslere denirmiş, tereyağlı sarımsaklı sotelenince tadına doyum olmazmış. Ama dün yeni balık sezonunun ilk gününe denk gelince çimçimler daha balıkçıların ağlarından lokantalara zıplayamamış. Yüzlerimizdeki mutsuzluğu telefonun uzaklarından hissetmiş olsa gerek Sevda Bodrum’lu olmanın nasıl bir şey olduğunu kapıp getirdiği karideslerle gösterdi bize. Karidesler de fava da harikaydı. Beni benden alan keşif ise kayakoruğu otu oldu. Hafif ekşi tadıyla son zamanlarda tattığım en güzel şeylerden biriydi. Gencer.

  9. Rakinin son dublesini cayla icicen hicbirseyin kalmaz geceye aynen devam edersin dedi Bodrumlu Sevda. Ilk defa duyduk bunu hemen teste tabi tutuyoruz. Rakinin son dublesini cayla icicen hicbirseyin kalmaz geceye aynen devam edersin dedi Bodrumlu Sevda. Ilk defa duyduk bunu hemen teste tabi tutuyoruz.
    High Resolution

    Rakinin son dublesini cayla icicen hicbirseyin kalmaz geceye aynen devam edersin dedi Bodrumlu Sevda. Ilk defa duyduk bunu hemen teste tabi tutuyoruz.

  10. Urla’nın Anadolcusu Süleyman ve zevcesi Pınar

    Çeşme’den dönüp Bodrum yolune girmek baya işkence oldu. Öncelikle hızla yola çıkış saatlerimizi gozden geçirmeye karar verdik. Saat 12 de öğlen güneşini kafa derimizden vitamin maiyetine alırken Çeşme’den İzmir’e kadar geri döndük. Sonrasında ise Balçova yakınlarında indiğimiz yerden otoban macramız başladı.

    Geometri’miz fazlasıyla iyi olsa dahi iç açılarınıon toplamını, uzayda kapladığı hacmi tam olarak anlamlandıramadığımız bir devasaya yonca’nın içnde bulduk kendimizi. Uzun dön baba dönelim’ler ve “Aydın ve İstanbul niye aynı tabelada lan, biz salak gibi geri dönmeyelim şimdi” şeklinde tereddütler ile Aydın yoluna bir şekil vardık. 4 araç, 2 devlet memuru, 1 din kültürü CD’si, kültür mantarları ve randevusuna yetişmesi gerektiği için bize yemek ısmarlayamamasından kelli yolda geçtiğimiz her dinlenme tesisinin önünde yavaşlayıp bize foto çektirterek vicdanını rahatlatan Fatih abimizin ardından Aydın, Bodrum tabelası ile karşılaştık.

    Bodrum tabelasının az ötesinde güneş ile tabelanın aşkının mahsülü olan gölgeyle kovalamaç halinde otostopa devam ettik. 4 araç arka arkaya durdurabilmiş olmanın havasıyla araç beğenmemek ve benzeri türlü acarlıklarla 40 dakikaya yakın otostop çektikten sonra beyne nüfuz eden güneş ışınlarından tanınamayacak hale gelmiştik. O esnada oradan geçen Anadol’a el edelim derken Gencer;

    "Yok artık Anadol’a mı binicez, yasaklıyorum artık kötü arabaları, bir tane de şöyle süper zengin bir genç mersedesiyle dursun bizi çok acaip ortamlara götürsün" tiradları atarken Anadol kendisine kalkan parmağı havada bırakarak görüş alanının dışına kaçtı. Bir 10 dakika daha orada aynı şekilde debelendikten sonra, otostop çekmekten geliştirdiğimiz bir arkayı kollama refleksi anında bize doğru yanaşan ve büyük bir beceriyle geri geri giden Anadol’u gördük. Ucube (UCB) plakalı Anadol, yılların yaşanmışlığından eser barındırmadan, tüm kırışıklıklarını türlü kozmetik darbelerle gidermiş biçimde, fazla naz yapmadan kapıları açtı, koşup biniverdik.

    Anadol’u o haline, aynı zamanda şöförü de olan Süleyman getirmiş. Süleyman kara kuru, fazla ses çıkarmayan uysal bir adam. Ön koltukta onunla beraber seyahat eden Pınar ise etine dolgun, kaşları Jack Nicholson modası döneminde şekil almış sonra da kirpik ile arasında kalan bölge tamamen çingene pembesi ile boyanarak nihai haline erdirilmiş bir kimse.

    Uysal ve sevimli başlayan yol, Anadol’un tık demeden 140’a vuruşu ve bizim ön koltuğa sıçrayıp kadranı hayretle izleyişimiz ile kesildi. Süleyman ayağından vuruluncaya dek taksi çekmiş, sonrasında ise Urla’da oto modifikasyon yapan bir yere airbrushçı olarak girmiş. O zamandan beri özel ilgisi Anadollar, kendisinde 3 tane var, hepsi ayrıca özel boyanmış sevilmiş ilgi gösterilmiş. Yarışlara hazırlıyorum arabalarımı diyor Süleyman. Her sene o bölgede yapılan arabalar arası nasyonal yarışta Anadollar kategorisinde birinciliği kimseye kaptırmıyormuş. Seneye Amerikan Arabaları kategorisinde girmek istiyorum. 65 model bir Malibu düşürdüm fena topluyorum diyor heyecanla. O sırada muhabbetin harlanacağını farkederek ilk çay olan yerde duruveriyor.

    Esas muhabbet çaylar geldikten sonra başladı. Mini bir kendin pişir kendin ye olan mekanı işleten köylü ve nasıl başardılarsa yalnızca kadından oluşan aile kendi yetiştirdikleri karpuzlara yan gözle bakışımıza daha fazla dayanamayıp kesip birini ikram etti. O sırada Pınar aldı sazı eline. Çocukken sucu olmak istiyormuş. Tüm akranları pazarda su satarken okula gidiyor olmaktan feci gocunuyormuş. “Sarı çizmeler için ağlardım sabahlara kadar” dedi çamurlu pazar yerinde su satan akranlarının ayağındaki su geçirmez çiftlik çizmelerine özenmiş. Ama ailesi inatla onu okula göndermiş.

    Lise’yi daha ilk sınıfında terk etmeye meyilli olduğunu öğretmenini döverek ispat etmiş tüm dünyaya ve Urla’ya. Arkasından minör birtakım eğitim ve öğretim suçları işleyerek 2. disiplin cezasını almış. Sonrasında ise aşık olduğu öğretmenin nişanlısını hastanelik ederek, hem kendisinin okuldan atılmasına, hem de öğretmenini köy yerinde o kızla hemencecik evlenmeye mecbur bırakmasına neden oluyor. Arkasından ailesi onu bir kız meslek lisesine yazdırıyor fakat orayı da. “Burda erkek yok, hayatımla oynamayın” diyerek terkediyor ve milli eğitim düzzeyinde öğrenim hayatını orada noktalıyor.

    Sonrasında hasta ve felçli olduğuna inanılan bir çocukla tanışıyor ve her gün onu gezdirirken arada bacağına masaj da yaparak ona bakıyor. Çocuk gel zaman git zaman bu masajlardan dolayı yavaş yavaş bacağını oynatabilmeye başlayınca ise masöz olması gerektiğini şıppadanak anlayıveriyor. Kendi inancıona göre bioenerjisi çok kuvvetli. “İnsanların sıkıntısını alıp güzel enerji veriyorum yerine ama aldığım sıkıntılı enerjiyi bünyeden atmayı bilmiyorum o beni fena ediyor” diyerek reiki’ye veriyor kendisini. Ama terli eller haricinde hiç bir faydasınnı göremeyince Reiki’ye olan inancını yitirerek medikal masaj teknikleri öğrenmeye, kendisini hastanelerde masöz olarak çalışmaya yetkin kılacak ssertifika eğitimine başlıyor.

    Çayları bitirip arabaya geri döndüğümüzde çantamı bagaja koyduğunu söyledi Süleyman, arkasından arabaya binen Pınar “Telefonum kayıp” diye çığlığı basınca, büyük şehrin paranoyak bünyesi hemen zihnimizi ele alıverdi. Kesin dedik çantamıza koydular telefonu, şimdi telefonu arayacak ve bagajdan çalacak sonra da Süleyman bizi dürüp Anadol’a klima yapacak. Derken telefon koltuğun altından çıkıverdi de dökülen soğuk terlerimizi sildik.

    Süleyman’da ayağından vurulup taksiyi bırakmadan evvel çocukken su satmış pazar yerinde. Su satmak anladığım kadarıyla Urla’da ata sporu sayılıyor.Haftasonları Aydın senin, Kuşadası benim Anadol’larına atlayıp geziyorlar, yolda gördükleri kişileri arabalarına alıp sohbet ediyorlar onları gidecekleri yerlere bırakıyorlarmış. Minik ama yeterli düzenlerinde kendilerindeki her şeyi yeter görüp fazlasına göz koymadan mutlu olan ama kısıtlı imkanlar içerisinde  de kendilerini hep bir adım öteye geliştirmeye bir şekilde çabalayan bu ikili günümüzün en büyük neşesi ve dersiydi bize.

    Zaten o dersi yiyişimizin rehavetiyle bir süre sonra arka koltukta mayışan biz inmemiz gereken yere gelip araba durunca farkettik artık veda vakti geldiğini. Sarılıp öpüştük. “Face” den ekleyin bizi mutlaka dedi Pınar giderayak. Ekleştik. Süleyman bize topladığı arabaların resimlerini gönderecek. Biz de İstanbul ve civarda bu gibi özel araba tutkusu olan insanlara ulaştıracağız onun yaptıklarını ve büyük şehir paranoyaklığı ile böyle güzel bir kafada yaşayan ikiliden şüphe ettiğimiz için, bir daha karşılaşıncaya dek, her gün 5 kere utanacağız.