-
ilk gun ve halil abi
onemli not: gun boyu yasadiklarimizi paylasmak ve sizlerden oldukca insani sebeplerle yardim cagrisinda bulunmak icin killandigimiz blogumuz 22agustos filtreleriyle beraber turkiyenin geri kalanindan erisilmez olmus. Zor ve resimsiz yazi icin kusura bakmayin hepsini tek tek paylasacagiz. Ayrica tesekkurler BTK
> Öncesinde bindiğimiz murat131 ile olan maceramız pek uzun sürmedi. Kendisi uzay gemisi kıvamına getirdiği aracından 15 dakika içerisinde bizi dışarı ışınladı ve başladık tekrardan yürümeye.O sırada bir sebze kamyonu yanımızda durdu, sağolsun güleryüzlü bir Ali amca fotoğraf vermek istemese de bizimle güzelinden yol boyu sohbet etti. Ondan aldığımız bilgilere göre, dünyanın en iyi asfalt yolları Türkiye’deymiş, kendisi 40 yıldır şöförmüş iyi bilirmiş. Katılıyorum Ali abime, bildiğine de hiç şüphem yok.
Kendisi bizi, adını yanındaki gölden alan Uluabat ilçesine bıraktı. Uluabat nerden baksan en yakın büyük şehre 2 saat mesafede, 6-7 apartmandan oluşan bir mini köy çalışması. Bu köyün en meşhur şeyi kahvehaneleri. Bu kahvehaneler hemen yol kenarına konuşlanmış olup üzerinde saçma sapan ilanlar barındırıyor ve her nasılsa tüm kamyon şöförlerinin ortak durağı.
Oraya oturun diye tembihledi Ali abi. Ben istanbul görmüş adamım sizin sıfatınızı görünce garipsemedim arabaya aldım ama böyle başıboş gezerseniz kesiverirler dütünüzü, siz iyisi mi efendi gibi burdaki kahvede takılan 10 veya 35 plakalı şöförleri kafalamaya bakın, garipsiniz falan ama ağzınız iyi laf yapıyo. Dedi. Biz de lafını 2 etmedik ve indik o kahvenin orda. Fakat ağzımız sandığımız kadar iyi laf yapmıyor olacak ki pek dediğini beceremedik.
Beceremeyince tam takım tekmili birden düğün organizasyon heyetinin ilanıyla bakışarak çaylarımızı içip tekrardan yürümeye başladık. Fakat kararan hava bize pek yardımcı değil, 34 plakalı kimseden bir kuruş hayır yok. O sırada bizim tweetlerimize rastlayan @FifiParfait bizi misafiretmek istediyse de artık ona çok uzaktık ve o yolu geri dönesiye zaten Bursaya geri gelmiş kadar oluyorduk.
O yüzden Uluabat’taki Sütaş fabrikasının hemen yanında kararmış havada otostop çekmeye devam ettik. İleri otostop teknikleri konusunda giderek uzmanlaşan Gencer, bir yandan parmak uzatırken diğer yandan da ayaklarıyla geri geri gider gibi kur yapma hareketleri yaparak araçları aşka çağırıyordu. iPhone’a neon kayan yazı indirip oraya Balıkesir yazarak bile otostop çekmeyi denedik fakat Uluabat’ın bizim tekniklerimize henüz hazır olmadığına kanaat getirip bari burada bir yere Tanrı Misafiri olalım dedik.
>
Hemen ilk başta oturduğumuz çaycının karşısında gözümüze kestirdğimiz Kasap Halil’e vurduk, camda bile ağız sulandıran etlerin arasından seçtiklerimizi bize hızla pişirdi. Uzun süredir en büyük keşfim olarak adlandırabileceğim Halil’in bu tadı tutturmaktaki başarısı, kendi büyükbaş hayvanlarını yetiştiriyor olması ve sucukları elleriyle dolduruyor olmasıymış. Tek kelimeyle olağanüstü olan Halil’i buralardan geçecek herkese tavsiye ediyorum.
Halil abimiz bir güzelliğini daha konuşturarak en son bizi bir müşterisinin arabasına atarak bizi Karacabey’e kadar bıraktırttı. Şimdi bakalım gece burada kime tanrı misafiri olacağız. Henüz kalacak yer arayışımız sürüyor :)
Bizim gün boyu postlayacağımız foto, video ve yol anektotlarını, http://twitter.com/ustunuzum ve http://twitter.com/gencersoytemiz den takip edebilirsiniz :) Instagram ve Foursquare hesaplarımızla da bu yolculuğu ayrıca dökümente ediyor olacağız!
34 plakalı arabaların otostop yoluyla uğramadığı Karacabey’den sucuk dolusu sevgiler. -
eveyhammond liked this
-
ecegozen liked this
-
noiway reblogged this from tanrimisafirleri
-
serbet liked this
-
ustunuzum reblogged this from tanrimisafirleri
-
tanrimisafirleri posted this


